Kendi kendimi kandırmışım meğer…

Burhan Çınar / Kırmızı Işık

Medya sektöründe televizyoncular ağzı inanılmaz laf yapan tiplerdir. Diyaframdan, muhteşem ses tonuyla konuşurlar. Genelde kendi pazarlamalarını yaparlar ama o akustik ve vücut dilinin yanında şık giyimleriyle etkileyicidir.
Dışardan birinin ne iş yapıyorsunuz sorusuna “gazeteciyim” cevabının bile etkili olduğu düşünülünce televizyoncuların karizması olayı farklı bir seviyeye taşır.
Aslında öze inince olayın ne kadar boş beleş olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Hani gazeteciyim diyen tayfanın sanki entelektüel birikimiyle “Analar neler doğuruyor” hissi uyandıracağı vakalar gibi.
Bu duruşları zamanla rendeleyince elde avuçta bir şey kalmıyor. Tüm karizma ne ürettin, ne yaptın sorularının cevabıyla çiziliyor.
Hele yapay zekanın akıl almaz editoryal bakışından faydalanmak gazeteci, televizyoncu tayfasının değersizliğini artırıyor.
Bu sektörde 20 yılı devirdim. Bugün gerçekten iyi yazanlar dışında pek bir şeyi önemsediğim yok.

NEREDE BU ENTELLER?

Bazen bu ülkenin entelektüelleri, sanatçıları nerede diye haykırasım geliyor. Çünkü sanatçılar gerçekten ufuk açan etkileşimle sizi değiştirir, dönüşüme uğratır.
Bir rakı masası sohbetinde bitmeden tekrarlanan kahramanlık hikayelerinden öte yazan, çizen kısaca heyecan yaratan üretimlere ulaşmak mümkün değil.
Popüler, soyut, sel suyunun getirdiği gibi çer çöpten başka bir medya üretimi gören var mı?
Türk enteller korkak mı olur bilmiyorum ama sosyal medya platformlarında bile bu baskıdan arınmış ateş gibi medya üretimleriyle karşılaşmak mümkün değil.
Artık, ifşa olmuş ya da sabunluğa bağlamış tiplerin yayınları bile aynı sığlıkta ama başka yerden besleniyor.
Gerçek kaya gibidir! Eğilip bükülmez. Esnemez, yalanmaz! Deforme edilmez. Yalın ve arı durudur.
Kafamızı neye çevirsek bununla karşılaşmak istiyoruz. Ama aykırı, ya da farklı görülenler bir şeylere yönlendirilme gayreti içinde.

KURGU DEĞİLMİŞ HEMŞEHRİM BİZ BÖYLEYİZ!

Çok garip aslında. İnsan gerçeği aramaz mı? Sahte kimi eğlendirir? Gerçeğin peşinde değilsek varoluşumuzun anlamı zedelenmez mi?
Ben önceleri televizyonlarda gördüğüm saçma sapan yemek programlarını, evlendirme vs gibi çeşitli konseptlerde hazırlanmış birçok yapımı kurgu sanardım. Yani 3 kuruş için koca koca insanların böyle çirkefleşemeyeceğini düşünürdüm. Bunlara hep kurgu derdim. Esra Erol’un ve benzerlerinin programlarını da reyting malzemesi diye anlardım.
Çok salakmışım! Hepsi gerçekmiş vallahi… Biz buyuz.
Bu toplumda yaş aldıkça ve başınıza, belki sevdiklerinizin başına türlü işler geldikçe aile ilişkilerinden emek hırsızlığına aynı az yukarıda değindiğim yemek programlarından ne farkı kalıyor.
Bazen toplum değerlerinden bahsedilerek ceza kesilir. Toplumda, bu ve bunun türevi sosyal medya programlarında ne kadar değer kalmış?
İnsanların sağlık sorunlarıyla bile dalga geçildiği, küfrün yağdığı yerlerle dolu sosyal medya.
Neden hiç iyi bir iş çıkmıyor, toplum bunları mı istiyor derseniz reytinglere, izlenmelere bakın derim.
Belki de toplumun ufkunu açması gereken o enteller, bu ortamı beğenmiyordur. Daha ne kadar dibe vurmalıyız.

SAKIN DÜŞÜNME, SENİN YERİNE DÜŞÜNENLER VAR

Birileri konuyu getiriyor, gündemin bu olsun diyor.
Listeden geçen diğerleri tüm sığlığıyla şöyle şöyle yorum da yapabilirsiniz, düşünmeye zahmet buyurmayın başınıza iş gelmesin diyor.
Sonra sığ bir kategorizasyon sürecinden çıkıp eşe dosta, kolu komşuya propaganda yapabilirsiniz. Nasılsa düşünülmüşü var, yormadık kendimizi.
Bu süreç bizi aynı demokrasi gibi hastalıklı ve tedaviye muhtaç bir hale getiriyor.
Önce kendine itiraf etmeli insan “Bunu sen düşünmedin” diye.
Düşünmediğini pazarlamasan daha sakin bir ortam olur gibi. İnanç dünyasını bile gelen ve eklenenden oluşturan gelenekselci anlayışa bunu nasıl anlatabilirsin? Dedim ya ben dahil toplumumuzun duruşu bu.
Bu yüzden bir şeyler yazmayı sevmiyorum artık. Yazı bana göre muhteşem bile olsa, beslendiğim parçalar birilerinden geliyor. Sadece sentezleme çabası gibi kalıyor. Doğru argümanı kullanmak belki de. Sen bir şey üretemiyorsan yazmanın ne anlamı var ki?
Yunus suresi 100’üncü ayette şöyle bir ifade var:
“..Allah, aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır.”
Başarı olup olmamak önemli değil, aklımızı kullanıp üretmeye çalışmaktan başka bir çıkış yok!

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Etkileşimde Kalın

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
0TakipçilerTakip Et
Haber hür, yorum kutsal!spot_img

SON HABERLER