Düşünce Durağı / Cumhuriyet: Özgürlüğün sınavı

Zehra Sürmeli / Ph.D. Sosyolog

Bir insan neden kendi iradesinin yönetime ortak olduğu Cumhuriyet yerine, hilafet ya da şeriat temelli bir yönetim ister?

Bu sorunun cevabı yalnızca siyaset değildir.

Biraz sosyolojidir, biraz psikolojidir, biraz da insanın güvenlik ve aidiyet arayışıdır.

İnsan, belirsizlikten hoşlanmaz.

Karmaşık bir dünyada kendisine hazır doğrular, kesin kurallar ve güçlü bir otorite sunulduğunda kendisini daha güvende hissedebilir. “Doğru budur, yanlış budur” diyen kapalı bir sistem, karar verme yükünü de azaltır.İşte burada otorite ihtiyacı devreye girer.

Oysa Cumhuriyet insandan daha fazlasını ister.

Düşünmesini.

Sorgulamasını.

Seçmesini.

Sorumluluk almasını.

Kendi iradesini kullanmasını…

Çünkü Cumhuriyetin yurttaşı, yalnızca yönetilen kişi değildir; aynı zamanda yönetime dair söz sahibi olan kişidir.

Bu özgürlük, herkes için aynı ölçüde kolay değildir.

Bazı insanlar özgürlüğün getirdiği sorumluluk yerine, kendisine ne yapacağını söyleyen güçlü bir otoriteyi tercih edebilir.

Bazıları içinse mesele daha derindir:

Aidiyet.

Geçmişteki bir düzen, kişinin ailesinin, çevresinin veya dini-kültürel kimliğinin önemli bir parçası olarak aktarılmış olabilir. Böyle bir durumda Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi olarak değil, kişinin zihninde “bizden olan eski düzenin yerine gelen başka bir düzen” olarak kodlanabilir.

Böylece tarihsel bir tercih, zamanla bir kimlik meselesine dönüşür.Ve insan bazen bir sistemi savunurken aslında yalnızca sistemi değil, kendini savunur.

Fakat burada çok önemli bir ayrım vardır:

Bir insanın şeriat veya hilafet istemesi, onun mutlaka aynı psikolojik özelliklere sahip olduğu anlamına gelmez. Dini inançtan tarihsel özleme, siyasal tercihten toplumsal kimliğe kadar farklı nedenler olabilir.

Ancak üzerinde düşünmemiz gereken soru şudur:

Bir toplum, kendi geleceğini belirleme hakkını neden tek bir otoriteye bırakmak ister?

Cumhuriyetin en büyük iddiası tam da burada ortaya çıkar:

“Senin hayatın hakkında söz söyleme hakkı, doğuştan başka birine ait değildir.”

Belki de Cumhuriyet’in asıl sınavı budur.

İnsanlara yalnızca nasıl yönetileceklerini değil, neden kendi kendilerini yönetmeleri gerektiğini anlatabilmek.

Çünkü Cumhuriyet yalnızca bir rejim değildir.

Bir insan anlayışıdır.

Kulu değil yurttaşı,

İtaati değil sorumluluğu,

Kaderi değil iradeyi,

Sorgusuz kabullenişi değil aklı ve düşünmeyi merkeze alır.

Ve belki de bugün asıl sormamız gereken soru şudur:

Bir insan özgürlüğünden neden vazgeçmek ister?

Çünkü bazen insan, özgürlüğün yükünden korktuğunda zinciri değil, zinciri tutan eli güven olarak görebilir.

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Etkileşimde Kalın

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
0TakipçilerTakip Et
Haber hür, yorum kutsal!spot_img

SON HABERLER