Gülüzar Akay / Gazeteci
Türkiye’de yapay zekâ kullanımı bir yılda yaklaşık iki katına çıkmış. Peki, bu dönüşüm; çalışma hayatımızdan eğitimimize, toplumsal eşitlikten günlük alışkanlıklarımıza kadar neleri değiştirecek?
Birkaç yıl önce yapay zekâdan söz edildiğinde çoğumuzun aklına bilim kurgu filmleri, robotlar ve uzak bir gelecek geliyordu. Bugün ise bir metin hazırlarken, yeni bir fikir ararken, yabancı dil öğrenirken veya günlük bir soruya yanıt bulmaya çalışırken yapay zekâ araçlarından yararlanıyoruz. Teknoloji artık kapımızı çalmakla kalmıyor; çalışma, öğrenme ve düşünme biçimlerimizin bir parçası hâline geliyor.
Asıl mesele, yapay zekânın hayatımıza girip girmediği değil, ne kadar hızlı yayıldığı ve bu değişime ne ölçüde hazır olduğumuz.
***
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2 Ekim 2026 tarihli Yapay Zekâ İstatistikleri Bülteni, dönüşümün boyutunu ortaya koyuyor. Son üç ayda üretken yapay zekâ kullandığını bildiren 16-74 yaş grubundaki bireylerin oranı 2025’te yüzde 19,2 iken 2026’da yüzde 37,6’ya yükselmiş. Başka bir ifadeyle kullanım oranı bir yılda 18,4 yüzde puan artmış.
Yapay zekânın toplumdaki yaygınlığını değerlendirirken cinsiyet verileri de önemli ipuçları sunuyor. TÜİK’in 2026 verilerine göre üretken yapay zekâ kullanım oranı kadınlarda yüzde 38,1, erkeklerde ise yüzde 37,2 olarak ölçülmüş.
Bu sonuçlar, kadınlarla erkekler arasındaki genel kullanım farkının oldukça sınırlı olduğunu ortaya koyuyor.
***
Yapay zekâyı mesleki amaçlarla kullandığını bildirenlerin oranı erkeklerde yüzde 43,2, kadınlarda yüzde 31,2. Örgün eğitim amacıyla kullanım ise kadınlarda yüzde 36,1, erkeklerde yüzde 29,1 seviyesinde.
Yaş gruplarına baktığımızda daha belirgin bir tabloyla karşılaşıyoruz. Yapay zekâ kullanım oranı 16-24 yaş grubunda yüzde 64,9’a ulaşırken 25-34 yaş grubunda yüzde 55,7, 35-44 yaş grubunda ise yüzde 38,1 olarak gerçekleşmiş.
TÜİK verilerine göre yapay zekâ kullanım oranı yükseköğretim mezunlarında yüzde 62,7, lise veya mesleki lise mezunlarında yüzde 45,4, ilköğretim veya ortaokul mezunlarında yüzde 35,5. İlkokul mezunlarında ise oran yüzde 8,5.
***
Burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Yapay zekâ yeni fırsatlar yaratırken toplumun bütün kesimleri bu fırsatlardan eşit ölçüde yararlanabiliyor mu?
Geleceğin dijital uçurumu yalnızca internete veya teknolojiye sahip olanlarla olmayanlar arasında oluşmayabilir. Teknolojiyi doğru kullanabilen, üretilen bilgiyi sorgulayabilen ve bu araçlardan verimli biçimde yararlanabilenlerle diğerleri arasında da yeni bir fark oluşabilir.
***
TÜİK’e göre 10 ve daha fazla çalışanı bulunan girişimler arasında herhangi bir yapay zekâ teknolojisi kullandığını bildirenlerin oranı 2025’te yüzde 7,5 iken 2026’da yüzde 14’e yükselmiş.
Yani iş dünyası da değişiyor… Peki, yapay zekâ işimizi elimizden mi alacak?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Bazı görevler otomatikleşebilir, bazı mesleklerin iş yapış biçimi değişebilir ve yeni becerilere ihtiyaç duyulabilir. İş dünyasında rekabet yalnızca yapay zekâ kullananlarla kullanmayanlar arasında yaşanmayacak. Bu teknolojiyi doğru süreçlere entegre edebilen, çalışanlarını geliştiren ve üretilen sonuçları denetleyebilen kurumlar da öne çıkacak.
***
TÜİK’in 2026 araştırmasına göre, yapay zekâ kullanan bireylerin yüzde 86,4’ü bu teknolojiden kişisel amaçlarla, yüzde 37,3’ü mesleki amaçlarla, yüzde 32,6’sı ise örgün eğitim amacıyla yararlanmış. Birden fazla kullanım amacı mümkün olduğu için bu oranların toplamı yüzde 100’ü aşabiliyor.
Bu sonuçlar, yapay zekânın yalnızca iş dünyasında değil, gündelik yaşamda da karşılık bulduğunu gösteriyor.
Ancak kolaylık beraberinde sorumluluk da getiriyor. Yapay zekâ zaman zaman yanlış bilgiler üretebilir! Bu nedenle yapay zekâyı bir karar verici değil, karar süreçlerini destekleyen bir yardımcı olarak görmek gerekiyor.
***
Yapay zekâ artık geleceğin uzak bir vaadi değil, bugünün gerçeği.
Unutmamalıyız ki yapay zekâ bilgi üretebilir, seçenekler sunabilir ve karar süreçlerini destekleyebilir. Ancak hangi hedeflere ulaşacağımıza, hangi değerleri koruyacağımıza ve nasıl bir gelecek kuracağımıza karar vermek hâlâ bize düşüyor.
Geleceği yalnızca yapay zekâya sahip olanlar değil, onu doğru kullanmayı öğrenenler şekillendirecek.




Yapay zeka yı kullanabilecek olgun bireyler görmek dileğiyle.