ABD ordusundan, neredeyse yüzyıla yaklaşan bir aradan sonra eşi benzeri görülmemiş bir karar çıktı: Bir mahkûmun kurşuna dizilerek infaz edilmesi ve bu anların internet üzerinden canlı yayımlanması.
İlk bakışta kulağa Dijital Çağ’ın getirdiği karanlık bir bilim-kurgu senaryosu gibi gelse de durum tamamen gerçek.
Olay Neye Dayanıyor?
Konunun geçmişi 2009 yılına dayanıyor. Teksas’taki Fort Hood askeri üssünde, eski bir askeri psikiyatrist olan Nidal Hasan tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 13 kişi hayatını kaybetmişti. Askeri mahkeme, Hasan’ı kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs dâhil 45 ayrı suçtan mahkûm ederek 2013 yılında ölüm cezasına çarptırdı. Yakalanırken vurulan ve tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelen Hasan’ın infaz tarihi ise 3 Aralık 2026 olarak açıklandı.
Buraya kadar olan kısım, ABD askeri yargı sisteminin işleyişi içerisinde görülebilir. Ancak skandal ve etik tartışmaları başlatan detaylar tam da bundan sonra başlıyor.
1945’ten Bu Yana İlk Kurşuna Dizme ve “Canlı Yayın” Kararı
ABD ordusunda kurşuna dizilerek yapılan son infaz 1945 yılında gerçekleşmişti. Yani tam 81 yıl sonra bu yöntem tekrar raftan indiriliyor. Üstelik karar sadece kurşuna dizmekle kalmıyor; ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve ABD Başkanı Donald Trump’ın onayıyla infazın internet üzerinden naklen yayımlanması öngörülüyor.
Savunma Bakanı’nın bu kararı savunurken kullandığı argüman ise oldukça dikkat çekici:
“İnsanların bu olayı izleyebilmesini ve infazın kamuoyuna açık olmasını sağlayacağız. Çünkü insanların bu tür eylemlerin ağır sonuçları olduğunu anlaması gerekiyor.”
Caydırıcılık mı, Orta Çağ Seyir Kültürü mü?
İşte tam bu noktada durup sorgulamak gerek…
İdam cezasının toplumsal bir “caydırıcılık” unsuru olarak sunulması insanlık tarihi kadar eski bir tartışma. Fakat 21. yüzyılda bir insanın öldürülme anını ekranlar aracılığıyla milyonların erişimine açmak adaletin tecellisi midir, yoksa şiddetin pornografikleştirilmesi mi?
Eski Roma’daki Gladyatör dövüşlerinden veya Orta Çağ meydanlarındaki giyotin infazlarından günümüze ne değişti? O zamanlar meydanları dolduran kalabalıklar vardı, bugün ise ekran başında tık satmaya çalışan veya “ibret olsun” diye ekran izleyen milyonlar olacak.
Devletin görevi adaleti sağlamak mıdır, yoksa şiddeti dijital bir ekran şovuna dönüştürerek kitlelere izletmek mi?
Son Söz
Suçun ağırlığı ve hayatını kaybeden 13 insanın acısı kuşkusuz çok büyük. Ancak ceza adalet sistemlerinin temel gayesi, suçu ve şiddeti toplumdan arındırmaktır. Şiddeti canlı yayında milyonlara izletmek, toplumsal şiddet duygusunu bastırmaz; aksine onu kanıksatır ve meşrulaştırır.
3 Aralık’ta gerçekleşecek bu infaz, sadece Nidal Hasan’ın değil; modern hukukun, etiğin ve insanlığın da dijital çağda nasıl bir sınav verdiğinin göstergesi olacak.
Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Devlet eliyle yapılan bir infazın canlı yayımlanması caydırıcı bir ceza mıdır, yoksa insanlık dışı bir gösteri mi? Yorumlarda tartışalım.
mansetustu.com



