Türkiye’de kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmaları genellikle güvenlik ve adalet başlıkları etrafında şekillense de, madalyonun son derece kritik bir başka yüzü daha var: Kadınların koruyucu sağlık hizmetlerine ve aile planlamasına erişim hakkı.
Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya’nın yaptığı açıklamalar, Türkiye’de sağlık ve korunma hizmetlerine erişim konusundaki derin eşitsizlikleri yeniden gündeme taşıdı. Kaya’nın vurguladığı en net mesaj ise şuydu: “Korunma ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişim ekonomik koşullara bağlı hale getirilemez; bu bir lüks değil, en temel insan hakkıdır!”
Peki, tartışmanın özünde ne yatıyor ve kadınların yaşam hakkı bağlamında koruyucu sağlık politikaları neden bu kadar hayati?
1. Sosyal Devlet Anlaşından Uzaklaşan Sağlık Hizmetleri
Günümüzde koruyucu sağlık hizmetleri, kadın sağlığını korumanın ve olası risklerin önüne geçmenin en temel yoludur. Ancak Asu Kaya ve konuyu ele alan uzmanların altını çizdiği üzere, mevcut uygulamalarda sağlık merkezleri genellikle yalnızca “danışmanlık” düzeyinde kalıyor.
-
Sözde Kalan Hizmetler: Kadınlara sadece bilgi verilmesi yetersizdir; somut, uygulanabilir ve etkili yöntemlerin ücretsiz ve erişilebilir şekilde sunulması gerekir.
-
Ekonomik Yük ve Özel Sektör Baskısı: Kamu sağlık merkezlerinde yaşanan malzeme eksikliği, altyapı yetersizliği ve personel eksikliği nedeniyle ücretsiz hizmet alamayan kadınlar özel sektöre yönelmek zorunda kalıyor. Özellikle düşük gelir grubundaki kadınlar için bu durum, en temel sağlık hakkının parayla satılan bir “hizmete” dönüşmesine yol açıyor ki bu da sosyal devlet ilkesiyle tamamen çelişmektedir.
2. Aile Planlaması ve HPV Aşısı Engeli: Sağlıkta Eşitsizlik Derinleşiyor
Yazıda ve yapılan açıklamalarda dikkat çekilen iki somut örnek, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor:
-
Aile Planlaması Bütünüyle Güçlendirilmeli: Aile planlaması sadece bilgilendirme broşürleriyle yürütülemez. Malzeme ve tıbbi ekipman tedarikindeki eksiklikler, koruyucu aile planlaması hizmetlerinin fiilen aksamasına sebep olmaktadır.
-
HPV Aşısına Erişim: Rahim ağzı kanserine karşı koruyuculuğu kanıtlanmış olan HPV aşısı, pek çok ülkede ulusal aşı takvimine dahil edilip ücretsiz uygulanırken, ülkemizde yüksek maliyetleri nedeniyle ancak ekonomik durumu elverenlerin ulaşabildiği bir imtiyaza dönüşmüş durumdadır. Bu durum, kadın sağlığında telafisi güç eşitsizlikler yaratmaktadır.
3. Yaşam Hakkı Bir Bütündür
Sadece fiziki güvenlik değil; hastalığa, bakımsızlığa ve ekonomik imkânsızlıklara karşı korunmak da kadınların yaşam hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.
Siyasi aktörlerin ve sivil toplumun dile getirdiği bu uyarılar bize gösteriyor ki; koruyucu sağlık hizmetlerinin aksaması, kadınların yaşam kalitesini doğrudan tehdit ediyor. Bir kadının sağlığını ve geleceğini güvence altına alması, bütçesine veya yaşadığı coğrafyaya bağlı olmamalıdır.
Sonuç: Sözden Eyleme Geçme Zamanı
Asu Kaya’nın da işaret ettiği gibi; kınamalar, yüzeysel tavsiyeler veya yetersiz danışmanlık hizmetleri çözüm üretmiyor. Kadın sağlığını ve korunma hakkını bütünüyle kapsayan, ücretsiz, nitelikli ve sürdürülebilir kamusal politikaların acilen hayata geçirilmesi gerekiyor.
Çünkü kadınların sağlıklı, güvende ve nitelikli bir şekilde yaşaması bir ayrıcalık değil; kamunun sağlamakla yükümlü olduğu en temel şarttır.
Siz koruyucu sağlık hizmetleri ve aşı/aile planlaması gibi imkânların kamu tarafından ücretsiz sunulması konusunda ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
mansetustu.com



