İzmir’in Gaziemir ilçesi Emrez Mahallesi’ndeki eski kurşun fabrikası arazisi, kamuoyunda yıllardır tek bir isimle anıldı: “İzmir’in Çernobil’i”. Yıllar boyunca tonlarca tehlikeli ve radyoaktif atığın ulu ortada yattığı, toprağa ve yer altı sularına zehir saçtığı bu alanla ilgili geçtiğimiz günlerde resmi kurumlardan peş peşe açıklamalar geldi.
Ancak yapılan resmi duyurular, yıllardır bölgedeki tehlikeyle burun buruna yaşayan yurttaşların zihinlerindeki soru işaretlerini gidermeye yetti mi?
Resmi Karar Ne Diyor?
Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) tarafından yapılan açıklamada, 8 Mart 2023 tarihli karar kapsamında başlatılan çevresel iyileştirme ve temizlik çalışmalarının tamamlandığı duyuruldu. Kurum, 22 Ekim 2026 tarihli ve 2026-45/1 sayılı kararıyla sahadaki inceleme ve değerlendirmelerin bittiğini belirterek şu resmi ifadeye yer verdi:
“…yapılan inceleme ve değerlendirmeler üzerine, Nükleer Düzenleme Kurulunun 22.10.2026 tarihli ve 2026-45/1 sayılı Kararıyla alanın kullanımına radyolojik açıdan engel bir husus bulunmadığına karar verilmiştir.”
Siyasiler ve yetkililer bu kararı “Müjde, kirlilik tamamen temizlendi!” başlıklarıyla kamuoyuna sundu. Temizlik çalışmalarının 23 Temmuz 2024’te fiilen başladığı, radyoaktif maddelerin ayrıştırılarak TENMAK tarafından güvenli alanlara sevk edildiği ifade edildi.
Şüpheler ve Yanıtsız Sorular
Kağıt üstündeki bu resmi ifade her ne kadar iç rahatlatıcı bir haber gibi sunulsa da, bilimsel gerçeklerle ve alanın geçmişiyle yan yana getirildiğinde insanın aklında ciddi şüpheler uyandırıyor:
-
Yıllarca sürmesi beklenen rehabilitasyon nasıl birkaç ayda bitti?
Uzmanların, akademisyenlerin ve çevre örgütlerinin yıllardır yaptığı uyarılarda, nükleer bulaşığı olan devasa bir arazinin güvenli bir şekilde arındırılmasının son derece karmaşık, yüksek bütçeli ve yıllara yayılması gereken hassas bir süreç olduğu vurgulanıyordu. Temmuz 2024’te başladığı belirtilen sahadaki çalışmanın, nasıl olup da sadece birkaç ay gibi kısa bir sürede “pürüzsüzce” tamamlanabildiği büyük bir muamma.
-
O kadar radyoaktif atık nereye ve nasıl taşındı?
Radyoaktif atıkların nakliyesi, uluslararası standartlara ve sıkı güvenlik protokollerine tabidir. Araziden çıkarılan bu tonlarca nükleer ve kimyasal atık hangi rota izlenerek, hangi yöntemlerle ayrıştırıldı ve tam olarak nereye bertaraf edilmeye götürüldü? Bu süreçte halk sağlığı nasıl korundu?
-
Topraktaki ve yeraltı sularındaki ağır metal kirliliği ne durumda?
NDK’nin açıklaması sadece “radyolojik” engelin kalktığını söylüyor. Peki ya toprağa onlarca yıldır sızan kurşun, asit ve diğer ağır kimyasallar? Radyoaktivite kağıt üzerinde bittiyse bile, kimyasal zehirlenmenin boyutu ve toprağın rehabilitasyonu ne oldu?
Kağıt Üstündeki İmzalar Yetti mi?
Birkaç satırlık resmi karar metni ve yapılan basılı açıklamalar, Gaziemir halkının ve İzmirlilerin yıllardır taşıdığı endişeyi bir anda silip atmaya yetti mi? Yıllarca görmezden gelinen, mahkeme kapılarında sürünen ve üstü örtülmeye çalışılan nükleer atık krizinin böyle ani bir kararla “bitti” ilan edilmesi, “Gözden uzaklaştırıp konuyu kapatıyorlar mı?” sorusunu akıllara getiriyor.
İzmir’in Çernobil’i gerçekten temizlendi mi, yoksa sadece dosya kapatılmak mı isteniyor? Bağımsız bilim insanları, kimya ve çevre mühendisleri odaları alanda bağımsız ölçümler yapıp onay vermediği sürece, zihnimizdeki bu soru işaretleri silinmeyecek.



