Yansı / Sosyal teşhir mi? Sosyal paylaşım mı?

Gülüzar Akay / Gazeteci

Dijital çağın ahlaki çıkmazını yaşıyoruz.

Sosyal medya platformlarını herkes biliyor ve kullanıyor.

İçlerinde biri var ki evlere şenlik…

İsmi lazım değil, anlayan anladı o adresi…

Oraya baktığınızda “Meğer Türkiye’de yaşayan insanlar, ne kadar da mutlularmış.” demeden edemiyor insan.

7’den 77’ye göbek atan kadınlarla dolu.

Göbek atmakla kalsalar yine iyi…

Orasını burasını açanlar, göğüs, kalça dekolteleri gırla gidiyor.

Açık açık erkek arkadaş aradıklarını anlatanlar, aradıklarının enini, boyunu vs fiziksel özelliklerini sayıp dökenler ve daha neler neler…

O platformlardaki paylaşımlara “yarı pornografik” demek abartı olmaz.

Reşit olmadığı her hallerinden belli olan ergen kızlar, çoğu anneanne-babaanne olmuş kart kadınlar ya da orta yaşlılar…

Otuz iki kısım tekmili birden göbek atıyor, kalça ve göğüslerini sallıyor, erotik giysiler içinde, erotik danslarla sözüm ona ‘paylaşım’ yaparak, sosyal medyada ‘sosyalleşiyor’ bu ‘haspam’lar…

Bunların ‘sanat’larını icra ettikleri yerler; kimi zaman yatak odası, mutfak, banyo, hayvan damı veya açık alan oluyor.

***

Kadınlar başta olmak üzere sayısız erkek paylaşımı da dolaşımda o platformda…

‘Köçek’ misali ‘efemine’ erkeklerin de kadınlardan geri kalır yanı yok.

Değme dansözlere taş çıkaracak türden raks ediyorlar.

Sözlü ifadelerine burada girmeyelim hiç… Onlarınki de ‘yarı pornografik’ türden…

Yukarıda da dedim ya tüm bunlar aşırı mutluluktan mı kaynaklı yoksa bir başka sosyal nedeni mi var?

Orası benim ihtisas alanım değil. Ben, bir gazeteci olarak bu çarpıklığı yazabilirim ancak…

Bu ülkenin gerçek gündemiyle sosyal medyada milyonların önüne düşen görüntüler arasındaki uçurum, yalnızca bir tercih meselesi değil; toplumsal değerler, dijital sorumluluk ve insanın giderek dönüşen,çürüyen tüketim alışkanlıkları üzerine düşünmemizi gerektiren ciddi bir sorun olmuş durumda.

***

Akıllı telefonlarımızın pencerelerinden hiç sahip olmadığımız olamadığımız başka başka dünyalar açılıyor ve biz o pencereden bir zamanların çok sevilen benim de severek takip ettiğim Sıdıka dizisinde olduğu gibi tüm dünyayı dolaşıyoruz.

Ancak aynı sosyal medya platformunun ardında, insanı düşündürmekten çok dürtülerine seslenen, bilgi vermekten ziyade dikkatini esir alan bambaşka bir ‘karanlık dünya’ büyüyor!

Burada meselemiz herhangi bir sosyal medya mecrasının adı değil; öne çıkarılan içeriklerin niteliği, algoritmaların dayattığı kültürel manzaradır.

***

Bugün en çok takip edilen sosyal medya platformlarında ne öne çıkıyor?

Emek mi, üretim mi, bilim mi? Ne yazık ki hayır.

Yaşları itibarıyla reşit olmayan kız çocuklarının erotik çağrışımlar taşıyan dansları ile babaane-anneanne olmuş yaşlardaki kadınların benzer performansları yan yana dolaşıma giriyor.

Yetişkinlerin kendi tercihleri ayrı bir konudur; ancak çocukların cinselleştirilerek görünürlük kazanması bambaşka bir sorumluluk alanıdır.

Bir çocuğun mahremiyeti ve güvenliği, tütün satışındaki yaş sınırlarından çok daha kritik bir denetimi hak eder. Fiziksel dünyada kimlik kontrolü yapılırken, dijital dünyada bu çocukları kim koruyacak?

***

Tehlike ve iğrençlik,sadece insan bedeniyle sınırlı değil. Hayvanların çiftleşme görüntüleri bile sırf merak ve izlenme toplamak amacıyla pornografik bir bağlamda öne çıkarılabiliyor buralarda… Bu durum, dikkat çekmenin giderek daha kolaycı, sansasyonel ve sınır zorlayıcı yöntemlere kaydığının açık bir kanıtıdır.

Sosyal medyanın özellikle birinde bu tür içerikler ekrandan  taşarken, Türkiye’nin gerçek gündemi; ekonomik sıkıntılar, eğitimdeki eşitsizlikler, gençlerin kaygıları ve ailelerin çocuklarını koruma mücadelesiyle dolu…

Eğlence ile düşünsel yoksullaşma, özgürlük ile sorumsuzluk arasındaki çizgi tehlikeli biçimde silikleşiyor. Özgürlük, başkalarının haklarını ve çocukların mahremiyetini görmezden gelme hakkı olamaz.

***

Platformlar ticari hedeflerini bir kenara bırakıp yaş doğrulama ve denetim mekanizmalarını güçlendirmek zorundadır. Ailelere dijital okuryazarlık kazandırılmalı, devlet ise temel hakları gözeterek etkin denetimler yapmalıdır.

En önemlisi, bizler sosyal medya kullanıcıları olarak her sansasyonel içeriği beğenerek, paylaşarak bu çarkı beslemek zorunda değiliz.

Teknoloji ilerliyor, ekranlar büyüyor, içerikler çoğalıyor. Fakat bütün bu gelişmelerin ortasında sormamız gereken asıl soru şu: İnsan, kendi ürettiği dijital dünyanın öznesi olarak mı kalacak, yoksa o dünyanın izlenme ve etkileşim rakamlarına indirgenen bir nesnesine mi dönüşecek?

 

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Etkileşimde Kalın

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
0TakipçilerTakip Et
Haber hür, yorum kutsal!spot_img

SON HABERLER