Arkeolojide nefes kesen ihtimal: Kayıp kraliçenin mezarı burada olabilir

Mısır’ın Luksor kentindeki Krallar Vadisi’nde bulunan ünlü mezar, yaklaşık bir asır sonra yeniden arkeologların odağına yerleşti. Yapılan yeni jeofizik ölçümlerde, mezarın özellikle kuzey ve batı duvarlarının arkasında doğal kaya yapısından farklı bazı anomaliler tespit edildi. Bulgular, burada insan eliyle oluşturulmuş koridor veya odaların bulunabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

Araştırmacıların dikkatini çeken yapı ise Tutankhamun’un mezarı olarak bilinen KV62’nin ötesinde uzanıyor. Eski Mısır’ın en gizemli isimlerinden Nefertiti’nin kayıp mezarının bu yapının devamındaki henüz açılmamış bölümlerde bulunabileceği teorisi, yeni verilerin ardından yeniden güç kazandı. Ancak uzmanlar bunun henüz bir keşif olmadığını, Nefertiti’nin mezarının bulunduğunun söylenebilmesi için duvarların arkasının doğrudan incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

DUVARLARIN ARKASINDA YENİ BİR YAPI İZİ

Araştırmacılar, Tutankhamun’un mezarı ve çevresindeki kayalık alanda farklı jeofizik yöntemler kullandı.

Çalışmada yer radarı, elektrik özdirenç tomografisi ve mikrogravimetri gibi tekniklerden yararlanıldı. Özellikle mikrogravimetri, yer altındaki yoğunluk farklılıklarını tespit etmeye yarıyor. Böylece kayalık yapı içerisindeki olası boşluklar veya insan eliyle oluşturulmuş yapılar hakkında fikir edinilebiliyor.

Yeni veriler, mezarın kuzey tarafında yaklaşık iki metre genişliğinde olabileceği düşünülen bir geçiş alanına ve daha ileride dikdörtgen biçimli bazı yapılara işaret ediyor.

Araştırma ekibi, bu yapıların doğal jeolojik oluşumlardan ziyade insan eliyle oluşturulmuş odalar veya koridorlarla uyumlu olduğunu değerlendiriyor.

BEŞ YA DA ALTI ODA İHTİMALİ

Araştırmacıların ortaya koyduğu modele göre KV62’nin kuzeyinde daha geniş bir mezar kompleksi bulunabilir.

Çalışmada, mevcut mezarın kuzeyine doğru yaklaşık 25 ila 30 metre uzanan bir yapı ihtimali üzerinde duruluyor. Bu alanda beş veya altı oda bulunabileceği ve bu odaların mevcut mezarla doldurulmuş koridorlar aracılığıyla bağlantılı olabileceği öne sürülüyor.

Batı duvarının arkasında da ayrıca bir oda veya depolama alanı bulunabileceğine ilişkin işaretler olduğu belirtiliyor.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Jeofizik ölçümlerde görülen anomaliler, tek başına “mezar” veya “oda” anlamına gelmiyor. Bunların ne olduğunun anlaşılması için fiziksel inceleme gerekiyor.

NEFERTİTİ’NİN KAYIP MEZARIYLA BAĞLANTISI NE?

Bu noktada yaklaşık on yıldır tartışılan bir teori yeniden gündeme geliyor.

İngiliz arkeolog Nicholas Reeves, 2015 yılında Tutankhamun’un mezarının aslında daha büyük bir kraliyet mezar kompleksinin yalnızca görünen bölümü olabileceğini öne sürmüştü.

Reeves’e göre mezarın olağandışı küçük boyutu ve bazı duvar resimlerindeki mimari özellikler, yapının başlangıçta başka bir kraliyet mensubu için tasarlanmış olabileceğine işaret ediyordu.

Bu kişinin ise Nefertiti olabileceği düşünülüyordu.

Yeni araştırma, Nefertiti’nin gerçekten orada gömülü olduğunu göstermiyor. Fakat araştırmacılar, mevcut mezarın arkasında daha önce bilinmeyen bir kompleks bulunması ihtimalinin önceki araştırmalara göre daha ciddi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

NEFERTİTİ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Nefertiti, MÖ 14. yüzyılda yaşamış ve Mısır tarihinin en tanınmış kraliçelerinden biri olmuştu.

Firavun Akhenaten’in eşi olan Nefertiti, dönemin dini dönüşümünde önemli bir rol üstlendi. Akhenaten döneminde geleneksel Mısır tanrıları yerine Aten merkezli yeni bir dini düzen oluşturulmaya çalışıldı ve başkent Amarna’ya taşındı.

Nefertiti’nin ölümünden sonraki akıbeti ise hâlâ kesin olarak bilinmiyor.

Mezarının nerede olduğu konusunda farklı teoriler ortaya atıldı. Ancak bugüne kadar Nefertiti’ye ait olduğu kesin biçimde doğrulanmış bir mezar bulunamadı.

Bu nedenle Nefertiti’nin mezarının gerçekten Tutankhamun kompleksinin arkasında olduğunun ortaya çıkması, Mısır arkeolojisinde olağanüstü bir keşif anlamına gelecek.

TUTANKHAMUN’UN MEZARI NEDEN ŞÜPHE UYANDIRIYOR?

Tutankhamun’un mezarı 1922’de Howard Carter tarafından keşfedildi.

KV62 olarak adlandırılan mezar, içindeki olağanüstü hazineler nedeniyle arkeoloji tarihinin en ünlü keşiflerinden biri oldu. Buna rağmen yapının boyutu ve mimari planı, bazı araştırmacıların dikkatini uzun süre çekti.

Bir firavunun mezarı için görece küçük olan yapı, Tutankhamun’un genç yaşta ölümüyle de bağlantılı olarak değerlendirildi.

Ancak bazı araştırmacılar bunun yalnızca aceleyle tamamlanmış küçük bir mezar olmadığını, daha büyük bir yapının bir bölümü olabileceğini savundu.

Yeni araştırmanın önemi de burada ortaya çıkıyor. Eğer duvarların arkasında gerçekten daha geniş bir kompleks bulunursa, KV62’nin mimari geçmişine ilişkin mevcut yorumların yeniden değerlendirilmesi gerekecek.

2018’DEKİ ARAŞTIRMA TEORİYİ DESTEKLEMEMİŞTİ

Nefertiti teorisinin geçmişi tamamen yeni değil.

2015 ve 2016 yıllarında Tutankhamun’un mezarında yer radarı araştırmaları gerçekleştirilmiş, sonuçlar ise birbiriyle çelişmişti.

2018’de Turin Politeknik Üniversitesi tarafından yapılan üçüncü kapsamlı radar çalışmasında ise mezarın hemen yanında gizli odalara ilişkin belirgin bir kanıt bulunmadığı açıklanmıştı.

Bu nedenle yeni çalışma, daha önceki tartışmanın devamı niteliğinde.

Fark ise araştırmacıların bu kez yalnızca radar verilerine değil, farklı jeofizik yöntemlerin birleşimine başvurması. Nature da yeni verilerin ilgi çekici olduğunu ancak kesin sonuç çıkarmak için henüz erken olduğunu vurguluyor.

BİLİM İNSANLARI ŞİMDİ DUVARIN ARKASINA BAKMAK İSTİYOR

Araştırmacılar için bir sonraki aşama artık yalnızca tarama yapmak değil.

Elde edilen jeofizik verilerin ardından, duvarların arkasındaki yapıların doğrudan incelenmesi hedefleniyor. Bunun için Mısır’ın Eski Eserler Yüksek Konseyi’nden izin alınması gerekiyor.

Gündeme gelen yöntemlerden biri, kayaya yaklaşık 8 santimetrelik kontrollü bir delik açılması ve buradan küçük kameraların gönderilmesi.

Böyle bir yöntem, mezarın duvarlarına mümkün olduğunca az müdahale ederek arkasında gerçekten bir oda veya koridor bulunup bulunmadığını anlamayı sağlayabilir.

Nature’ın aktardığına göre araştırmacılar, gerekli izinlerin alınması halinde bu tür doğrudan incelemelerin başlamasını bekliyor.

EN BÜYÜK SORU: ORADA NE VAR?

Yeni bulguların heyecan yaratmasının temel nedeni aslında tek bir soru.

Duvarların arkasında gerçekten insan eliyle yapılmış bir yapı bulunuyor mu?

Eğer cevap evetse ikinci soru çok daha büyük olacak: Bu yapı ne amaçla kullanıldı?

Bir depo odası olabilir. Başka bir mezar bölümünün devamı olabilir. Daha geniş bir kraliyet kompleksi olabilir.

Ve ihtimallerden biri de Nefertiti’nin kayıp mezarı.

Ancak bilimsel açıdan şu aşamada en doğru ifade “Nefertiti’nin mezarı bulundu” değil, “Nefertiti’nin mezarının bulunabileceği düşünülen bölgede yeni yapı izleri tespit edildi” demek.

Bu ayrım, çalışmanın bilimsel değerini azaltmıyor. Tam tersine, araştırmacıların bir sonraki adımını net biçimde ortaya koyuyor.

İŞTE ASIL KEŞİF O ZAMAN GELECEK

Eğer duvarların arkasında gerçekten odalar bulunursa, araştırmacılar yalnızca boş bir mimari alan keşfetmiş olmayacak.

Odaların içindeki yazıtlar, mezar eşyaları, insan kalıntıları veya diğer arkeolojik buluntular, yapının kime ait olduğunu ortaya çıkarabilir.

Nefertiti’ye ait olduğu kesin olarak kanıtlanabilecek bir buluntu ise Eski Mısır tarihine ilişkin çok sayıda soruyu yeniden gündeme getirebilir.

Özellikle Akhenaten, Nefertiti ve Tutankhamun arasındaki siyasi ve ailevi ilişkilerin daha iyi anlaşılması mümkün olabilir.

Bu nedenle mevcut araştırma, bir mezarın bulunmasından ziyade o mezara ulaşabilecek yolun ilk kez daha güçlü biçimde işaretlenmesi açısından önem taşıyor.

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Etkileşimde Kalın

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
0TakipçilerTakip Et
Haber hür, yorum kutsal!spot_img

SON HABERLER